Kaplıcalar ve kaplıcaların önemi

Kaplıcalar ve kaplıcaların önemi

Binlerce yıldır birçok hastalıkta tedavi edici özelliği olduğu bilinen kaplıcalar, birçok farklı mekanizma ile vücut üzerinde iyileştirici özellikler gösterir. Hareket sistemi hastalıklarından, solunum yollarına kadar birçok hastalığın tedavisine kadar kullanılan kaplıcalar, bugün önemli birer sağlık merkezi durumdalar.

Yerin çeşitli derinlikleri ve katmanları arasından yüzeye doğru dolaşarak gelen ve geçtiği yerlerin özelliklerini alan bu nedenle de birleşiminde maden tuzlarını, bir takım gazları bulunduran değişik sıcaklıktaki sular “şifalı sular”dır. Kaplıca, sıcak yeraltı sularından yararlanmak için yeryüzüne çıktıkları kaynakların çevresine kurulan hamam görünümündeki tesislere verilen genel addır. İnsan sağlığı açısından faydalı olduğu, bazı hastalıkları iyileştirici hususiyeti bulunduğu bilinen kaplıcalar, turizm açısından da önem taşımaktadırlar.

KAPLICALARIN FAYDALARI

Kaplıcaların faydaları saymakla bitmez bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Kan dolaşımında artma,
  • Solunum hızlanması,
  • İç organ işlevlerinde artma,
  • Vücut ısısında artma-terleme,
  • Bozulmuş hormonal ve sinirsel dengelerde düzelme,
  • Ağrılarda azalma ve kas spazmlarının çözülmesi,
  • Hareket kapasitesinde artma,
  • Eklem ve kaslardaki kalıcı hasarların engellemesi,
  • Psikolojik rahatlama
kaplicalar-ve-kaplicalarin-onemi-1

kaplicalar-ve-kaplicalarin-onemi-2

kaplicalar-ve-kaplicalarin-onemi-3

ATEŞLİ HASTALIKLARDA

Ateş, mafsallarda ağrı, şişlik, kızarıklık ve hareket güçlüğü, halsizlik, iştahsızlık şeklinde kendisini belli eder. Kalbi ve sinir sistemini etkileyen; çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bir hastalıktır. Ateşli ve sükunetli devreleri vardır. Ateşli devrede kaplıca tedavisi yerine yatakta istirahat ve ilaç tedavisi uygulanır. İlaç tedavisi müsbet netice verip hasta ateşli devreyi atlattıktan sonra kaplıca destekleyici bir tedavi olarak tavsiye edilebilir. Bu durumda kaplıcanın şu faydaları görülecektir:

  1. Mafsallardaki ağrılar azalır.
  2. Ateş ve nabız normale döner.
  3. Halsizlik ve iştahsızlık sona erer; hasta kendisini daha zinde hisseder.
  4. Kansızlık ve kanda görülen romatizmal bulgular ortadan kalkar.
  5. Yeni nöbetler engellenmiş olur

Çeşitli iş kazaları sırasında, hareket sistemlerinde meydana gelen kırık, çıkık ve ezilmelerin bazen ameliyatla tedavisi gerekmektedir. Ameliyat sonrasında cerrahi müdahale gören eklem yerlerinde ağrılar ortaya çıkabilir. Bu ağrılar için de kaplıca tedavisi çok iyi neticeler vermektedir.

KARACİĞER VE SAFRA KESESİ HASTALIKLARINDA

Siroz başlangıcında, karaciğer iltihabı (hepatit) tedavisinden sonra, ‘ailev’ sarılıklarda, safra kesesi taşlarının tedavisinden sonra yeni taş teşekkülünü önlemek için kaplıca kürleri tavsiye edilmektedir.
Safra kesesi tembelliğinde, safra kesesi ameliyatlarından sonra ortaya çıkan hazımsızlıkların tedavisinde maden suları çok iyi neticeler vermektedir. Karaciğer ve safrakesesi hastalıklarında sodalı ve sulfatlı sular kullanılmaktadır.

KALP VE DAMAR HASTALIKLARINDA

Halk arasında, “tansiyonu olanlar sıcak suya girmemelidir” gibi yanlış bir inanç vardır. İster yüksek tansiyonunuz, ister düşük tansiyonunuz olsun sıcak su kaplıcalarına gönül rahatlığı ile gidebiliriz. Zira, sıcak maden sularının tansiyonu normal seviyeye getirici sihirli bir tesiri vardır. Kalp çarpıntısı ve “asab” tansiyonu olanlar da aynı şekilde çekinmeden kaplıcadan istifade edebilirler. Damar sertliğine bağlı tansiyonlarda maden suları çok iyi netice vermekte, kalbin ve dokuların solunumunu artırarak damarları genişletmektedir. Böylece kan dolaşımını normal seviyeye getirmektedir. Kalp yetersizliğinden muzdarip olan hastalar ancak doktor kontrolünde kaplıcadan faydalanmalıdırlar. Toplar damar hastalıklarında kaplıcanın son derece etkili olduğu ve varis teşekkülünü önleyici bir rol oynadığı bilinmektedir. İçme şeklinde tatbik edilen sülfatlı ve bikarbonatlı maden suları böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmekte ve vücuttan bol miktarda su atılmasını sağlamaktadır. Karbondioksitli sıcak sular, tansiyon düşürücüdür.

ŞİŞMANLIK TEDAVİSİNDE

Banyo ve içme kürleri şeklinde tatbik edilen ve halk arasında “acı su” diye bilinen sülfatlı sular, vücutta depolanmış yağları yakarak fazla kiloları attırır. Böbreğin faaliyetini hızlandırarak vücuttan su ve tuzun bol miktarda boşalmasını temin eder. Ayrıca karaciğeri tembih ederek kandaki zararlı partikülleri temizler.

ŞEKER HASTALIĞINDA

Maden sularının vücuttaki insülin ifrazatını artırdığı tespit edilmiştir. İnsülin ise vücudun şeker kullanmasını sağlar. İnsülinin etkisi iki yönlüdür:

  1. Şekerin kandan dokulara geçiş hızını artırır.
  2. Karaciğerin kana şeker verme hızını azaltır.

Şeker hastaları sodalı suları, içme ve banyo kürleri olarak alır. Kükürtlü suları ise yalnız banyo şeklinde alır.

DAMLA (GUT) HASTALIĞINDA

Tıp dilinde “Mikris” adı verilen bu hastalık, genellikle ayak başparmağında aniden gelen ağrı ve sancı ile kendisini belli eder. Parmaklarda parlak bir kızarıklık görülür. Sonra el başparmakları, diğer parmaklar, diz kapakları, el bilekleri ve dirseklerde ağrı ile birlikte şişlikler başlar. Hastada hafif ateş ve iştahsızlık görülür. Tedavi edilmemesi halinde hastalık kronikleşir. Eklemlerde şekilsizlik ve ürik asit kristalleri birikimi olur. Eklemlerde ürik asit kristallerinin birikmesi sadece Gut hastalığında görüldüğünden “Romatizma” ile karıştırılmamalıdır. Sebebi bilinmemekle beraber aşırı beslenen kişilerde sık rastlanmaktadır. Kanı ürik asitten temizlemek için, hastalığın başlangıcında, sülfatlı sular çok iyi netice vermektedir. Radyoaktif sular da mafsal ağrılarının giderilmesinde kullanılabilir. Gut hastalığı ile birlikte böbrekte taş teşekkül etmiş ise sodalı su içilmesi tavsiye edilir.

BÖBREK HASTALIKLARINDA

Halk arasında “acı su” tabir edilen az mineralli sülfatlı sular, böbrek rahatsızlığından muzdarip hastalara çok iyi gelmektedir. Bu suların, idrardaki albümin oranını azaltıcı ve kanda birikmiş olan zehri vücuttan dışarı atıcı tesirleri vardır. Ayrıca böbrek taşlarını erittiği gibi, yeni taşların oluşmasını da engellemektedir. Sülfatlı sular, aç karnına, günde iki defa, bir-iki bardak içilerek alınır.

CİLT HASTALIKLARINDA

Egzema, Akne, Psöriasis, Nörodermit, Kronik rezidüel ürtiker. Kalp- Dolaşım Sistemi Hastalıkları Kompanse kalp yetmezliği, Fonksiyonel dolaşım bozukluğu, Esansiyel hipertansiyon, Varisler, Periferik arter hastalıkları, Esansiyel hipontansiyon (özellikle ortostatik) dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo ve iklim kürleri uygulanmaktadır.

İDRAR YOLLARI HASTALIKLARINDA

Kronik piyelonefrit, kronik sistit, Kronik prostatit, böbrek taşları, fonsiyonel yetmezliktir. Bu tür hastalıklarda içme kürü, şifalı çamur ve banyo kürü ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

kaplicalar-ve-kaplicalarin-onemi-4

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*


sekiz + = onbir